İnternette, aradığınıza ulaşmanın yolu her zaman kolay olmalıdır. İnternetin ve kullanıcılarının doğası gereği karmaşık yapılar, genellikle büyük hüsranlar doğurmaya meyillidir.
Eğer ziyaretçinizin sitede amacına ulaşmasını zorlaştırırsanız, sitenizde edineceği tecrübeden alacağı hazzı da zora sokmuş olursunuz. Ziyaretçiniz ne kadar uzun süre düşünürse, kafasında soru işaretlerinin sayısı da o kadar artar, Bu durumda karar vermesi zorlaşır. Sizin göreviniz, ziyaretçinin kafasında soru işareti belirmesini önlemektir. Kullanıcının kafasında oluşan her soru işareti, onu yapması gerekenden bir adım daha uzaklaştırır. Eğer aynı sitede pek çok soru işareti görecek olursa, sonunda iyice kafası karışacak ve en kısa sürede sitenizi terk edecektir.
Aynı durum kullanıcının nereye tıklayacağını kestirememesi durumunda da yaşanır.
Hedefıniz; her sayfanın kendi içeriğini açık ve net bir şekilde, hem de bir bakışta açıklayabilmesi olmalıdır. Ziyaretçi sadece siteye girdiği anda değil, site içerisinde gezerken de nerede olduğunu kolayca kavrayabilmelidir. Burada bir kez daha basitlik konusu ortaya çıkıyor. Her sayfa o kadar basit olmalı ki, sayfa yüklendiğinde ziyaretçi artık nerede olduğu hakkında ikinci kez düşünmemeli.
Bazı durumlarda sayfanın kendini açıklayabilmesi zor olabilir,özellikle de orijinal bir fikriniz veya konseptiniz varsa, ortaya çıkardığınız bu yaratıcı fikir kullanıcının önceki tecrübeleri ile örtüşmeyebilir ve bu durumda ziyaretçinin kafası karışabilir. Kesinlikle yeni fikirleri denemek için hevesinizi kırmak istemiyoruz; ama asıl önemli olan, ziyaretçinin karşısında gördüğü şeyden memnun olmasıdır. Bu yüzden, olaylara her zaman ziyaretçinin gözünden bakmalısınız. Hazırladığınız sayfa, yepyeni fikrinizi uygulamanız sonucunda kendini açıklayamıyorsa, en azından "kendini anlatmasını" sağlayabilmelisiniz. Sayfa üzerindeki öğelerin yerleşimi doğru seçilmiş metinler ve ustaca hazırlanmış metinler yardımıyla ziyaretçinin çok kısa bir süre için kafasında oluşabilecek soru işaretlerini yok edebilirsiniz.
Bir internet sitesini hazırlarken en sık yapılan hata; siteyi hazırlarken ekibin kendi duygu, düşünce ve beğenilerini ön planda tutup çalışmalarını ona göre yapmasıdır. Fakat dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi, biz burada öncelikle ziyaretçiyi düşünüyoruz. Türk Dil Kurumu'nun tabiriyle "duygudaşlık" veya son dönemin popüler tanımıyla "empati kurmak", işte ne yapıyorsanız yapın, ihtiyacınız olan en önemli şeyler den biri bu. Günlerinizi verdiğiniz bir işi hazırlarken, sitenize duygusal bir bağ kuracağınız kesin; ama muhtemel bir başarı, o bağdan sıyrılıp asıl hedef kitlenizin konuyu ne şekilde algılayacağını düşünmeye başladığınızda gelecektir. Bunu yaparken de, sitenizin ziyaretçisinin "ortalama bir kişi" olduğunu hesaplamanız gerekli. Şu anda, sadece Türkçe içerikli internet sitesi adedi bile milyonlarla ifade ediliyor. Bu kadar çok site arasında sizin hazırladığınız konu ile ilgili rakipleriniz olduğu da kaçınılmaz. Üstelik, yarın rakiplerinizin sayısı daha da artacak çünkü internet üzerindeki rekabet her geçen gün daha da kızışıyor. İnternetin,insanların kendilerini kitlelere ifade etmenin veya tüketicilere ulaşmanın en kolay ve ekonomik yolu olduğunu düşünürsek; bu rekabetin çok daha kızışacağını söylemek de yanlış olmaz.
Şunu unutmamalısınız ki; rekabet her zaman sadece bir tıklama mesafesinde. Eğer ziyaretçileriniz mutsuz olurlarsa, ilgilerini çekecek başka bir yere gitmeleri uzun sürmez. Bir ziyaretçiyi sitenize çekmenin kolay olmadığını biliyorsunuz, peki onların sitenizden ayrılması ne kadar kolay olabilir? Mutsuz bir ziyaretçinin sitenizi terketme hızı ancak ışık hızıyla ölçülebilir.
Onları sitenizde tutmanın en önemli yöntemi ise ne istediklerini bilip, kendinizi onların yerine koyup, onları mutlu etmektir. Fakat ne yazık ki, yapmanız gerekenler bununla bitmiyor.
Ziyaretçilerinizi tanıyıp, onların alışkanlıklarını göz önünde bulundurduğunuz durumlarda bile bu yeterli olmayabilir. Bu sadece kullanılabilirlikle ilgili önemli kurallardan birisi.
Günümüzde internet siteleri önemlerini iyice arttırdı. Böyle olunca hem internet sitesi adedi, hem de kullanıcı sayısı hızla arttı. İnternet, interneti oluşturanlar tarafından yaratılmıştı ama günümüzde artık interneti kullananlar tarafından şekillendirildiğini kabul etmemiz gerekiyor.
Geçtiğimiz yıllar içerisinde interneti yaratan insanların, internet sitelerini hazırlarken düşündüklerinin pek de doğru olmadığı ortaya çıktı. Bir internet sitesi tasarlarken her bir alanını ince ince işleyip, her yerinin aynı değerde önemli olması sağlanmaya çalışılır. O sayfayı ziyaret eden kişi için bakılacak pek çok görsel, okuyacak pek çok metin hazırlanır. Her bir sayfa özenle okunacağı için, her şeyin düzenli olması gereklidir.
Fakat ne yazık ki ziyaretçiler; web sitelerini, hazırlayanlar gibi algılamazlar. Eğer şanslıysanız kullanıcı ne yapacağına karar verene kadar, yeni bir sayfada 1 saniye kadar duraklar. Sadece 1 saniye. Çok şanslıysanız, bu belki 2 saniye olabilir.
Şöyle de söylemek mümkün; sizin her bir detayını ince ince tasarladığınız, haftalarca üzerinde uğraştığınız sayfanız kullanıcı tarafından sadece 1 saniye içerisinde tüketilir.
Bu kısa süre içerisinde, kullanıcı, ilgisini çekecek bir şey veya aradığı bir şeye bakınır. Bulur veya bulduğunu sanır ama 2. saniyeden sonra artık orada değildir. Yani sayfanın çok büyük bir bölümüne bakmamıştır bile.
Arabayla geçerken billboard ilanlarını görmüşsünüzdür. O tip ilanlar saatte 9O kilometre hızla giden bir arabadan 1-2 saniye içerisinde algılanabilmesi mantığı ile tasarlanır. Size garip gelebilir ama internet siteniz için de temelde aynı mantığı kullanmanız gerekir.
Doğal olarak, bu işler aslında bu kadar basit değildir. İnternet sitenizin türü, kullanıcının ne aradığı ve ne kadar acelesi olduğu gibi etmenler de önemlidir. Ancak, web sitelerinin büyük bir çoğunluğunun bu kriterlere dikkat edilmeksizin hazırlandığı da bilinen bir gerçektir. Bu sorunun tek sebebi, ziyaretçi alışkanlıkları hakkında yeterince bilgi sahibi olunmamasıdır.